Ana içeriğe atla

BU BAYRAM BİZE BAYRAM

                                                             
Bir Ramazan ayı daha bitti. Aç susuz(!) geçirdiğimiz bir aydan sonra ne de güzel olacak bol şerbetli baklavaları ve kat kat açılmış suböreklerini yemek. Ne güzel olacak akraba ve dost meclislerinde hoş sohbet edip çay içmek. Uzunca bir aradan sonra gündüz gündüz bir şeyler yiyip içmenin garipliği saracak belki hepimizi. “Gitti, bitti mübarek deyip” hüzünlenecek kimimiz. Bu bayram tatil uzatılmadığı için gelemeyecek yakınları için üzülecek kimimiz. Ömrü hayatını eceliyle tamamlamış yakınlarının kabrini ziyaret edecek kimimiz.
 Bunlar iyi şeyler elbette ama bu bayram, bize bayram olacak ama sadece bize… Çünkü Suriye’de açlıktan kedi köpek eti yemek zorunda kalanlar, sadece Türkiye’den gelen yardımlarla hayatta kalmaya çalışanlar, bu bayram bizim gibi bayram edemeyecekler herhalde. Irak’ta güya Allah adına güya peygamber davasına çıkan birilerince katledilen, sindirilen, sürülen, ezilen Müslümanlar, bizim gibi bayram edemeyecek herhalde. Filistin’de, Gazze’de metrelerce duvarların içinde sıkıştırılmış, her gün tepelerinden ateşler yağan, her doğan çocuğun savaşa doğduğu insanlar, bu bayram bizim gibi bayram edemeyecekler herhalde. Doğu Türkistan’da oruç tutmasına dahi müsaade edilmeyen, bütün dünyanı görmezden geldiği, dirilmesin-direnmesin diye her türlü işkencenin mağduru olanlar, bu bayram bizim gibi bayram edemeyecekler herhalde. Bosna Hersek’te Srebrenitsa’da hâlâ çocuğunun, annesinin, babasının veya kardeşinin cesedini veyahut kabrini bulamayanlar, bu bayram bizim gibi bayram edemeyecekler herhalde. Mısır’da halkın seçimiyle geldiği halde önden gidenleri gibi hapsedilen ama ruhları ve kalpleri özgür olanlar, bu bayram bizim gibi bayram edemeyecekler herhalde. Libya’da yıllarca diktaya katlanmak zorunda kalmış, onu devirdiği halde yakasını egemenlerden kurtaramamış ve her geçen gün daha çok batanlar çöl kumlarına, bu bayram bizim gibi bayram edemeyecekler herhalde. Mali’de zenginliği bir tek kendisine verilmeyen, yürekleri tenleri kadar kara olmayanlar, bu bayram bizim gibi bayram edemeyecekler herhalde. Somali’de havanın bile kendilerine çok görüldüğü sırf inandıklarından dolayı açlığa ve cehalete terk edilenler, bu bayram bizim gibi bayram edemeyecekler herhalde. Orta Afrika’da önce İncil’le sonra tüfekle gelenlere aldanıp da dinlerinden dönmedikleri için katledilenler, bu bayram bizim gibi bayram edemeyecekler herhalde.
Saymakla bitmiyor ki. Bayram yapalım yapmasına ama unutmadan asıl bayramımızın bütün mazlum halklar kurtulduğunda olacağını. Kara yüzlüsü, çekik gözlüsü, kızıl saçlısı, beyaz sarıklısı, kalpaklısı, puşilisi ve hasılı bütün dünya mazlumları ,acı ama çoğu müslümandır bunların,  ne zaman bayram ederse gerçekten, biz de bayram ederiz bilesiniz istedim sadece yoksa tıkamak değil niyetim lokmalarınızı boğazınıza. Allah bizi gerçek bayramlara eriştirsin temenniyle vesselam efendim.

Hüseyin Hilmi ARSLAN

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİR BAYRAM YAZISI

Bu yazıda bayramdan bahsedeceğim, umarım. “Umarım” diyorum çünkü “bayram” gibi bol çağrışımlı bir kavramı anlatmaya başladığınızda bu kavramın kelime anlamından başlayıp, eski ve yeni bayramlara, çocukluğumuzun bayramlarından çocuklarımızın bayramlarına, bayramların bireyler üzerindeki diriltici etkisinden bir toplumu ayakta tutan onarıcı gücüne, daha nelerden nelere atlamak ve bunları belli bir üslup ve ahenkle verebilmek haliyle çaba istiyor. Aslına bakarsanız bir bayram gününde eski bayramların tatlı hatıralarının izlerini dimağında hâlâ taşıyan, her bayram olduğu gibi bu bayramda da ruhu çocuksu bir neşe hisseden siz sevgili okurlarıma uzun uzadıya bayramın diyalektiğini yapmak oldukça gereksiz. Elbette yaşamak yazmaktan mühimdir.   Peki, ne yapmalı o zaman; yapmayı planladığı ziyaretleri tamamlamış, köydeki dededen kalma evinin balkonuna oturmuş ve bilgisayarı kucağına almış bir yazar olarak? Demlenen çayı içmemek gibi bir şey olur değil mi? Çayım yok ama olsun, iki satı...

YİTİRİLEN MAHALLE İRFANIMIZ

  Mostar Dergisi Ekim 2019 sayısında yayınlanmıştır. Cemil Meriç’in kültür ve irfan kavramlarına yüklediği anlam üzerinden düşünürsek; bugün bir şehir/mahalle kültürümüzün olduğunu söyleyebilirsek de, bir şehir/mahalle irfanımızın artık kalmadığını üzülerek belirtmek zorundayız. Çünkü batılı “kültür” kavramını “toplumun yaşayış ve düşünüş tarzı” anlamıyla ele alınca, kültürün zamanın ve algıların değişmesine göre değişebilir olduğunu kabul etmek durumunda kalırız. Buradan baktığımız zaman şehir/mahalle kültürünün, değişen zaman ve algılarla yeni bir şehir/mahalle kültürüne evrildiğini söyleyebiliriz.  Ancak irfan kavramının vahiyden doğduğu, zamanın ve algıların değişmesiyle değişmediği, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzını değil nasıl yaşaması ve düşünmesi gerektiği ifade ettiğinden, maalesef bugün bir şehir/mahalle irfanımızdan söz etmenin zor olacağını söylemek zorundayız.      Genel anlamda şehir, özel anlamda mahalle irfanı dediğimiz şey, bir...

BÜYÜK HARFLERLE HUYSUZ(ŞİİR)

  BÜYÜK HARFLERLE HUYSUZ  Bir inkılap doğuyor gözlerimin sancısından Kelimeler büyüyor mavzer Şiirim oturacak o boğaza Huysuz ama matrakça Geçtiler az önce yanımızdan Poetikalar politikalar Bir takım zerzevat ve bir alay gösteriş ve riyalar Gözümüze gözümüze sokulan ben de varımlar Şairler de çeteler tutar  Kongre konferans söyleşi ve iflas          Gel beraber sırıtalım kameraların tadı başka           Demedi deyin demeçler ben de diyorum bakın          Sırça köşklerin kirası pahalı bayım          Yeni bir şiir yazdım haydi havada kapın  Ediyöryal mafya bang bang Şiir öldü diyorlar duydunuz mu  Hortlaksal şiir akımı vay be ne fiyakalı  Hüseyin H. Arslan