Ana içeriğe atla

BÜYÜK HARFLERLE HUYSUZ(ŞİİR)

 


BÜYÜK HARFLERLE HUYSUZ 


Bir inkılap doğuyor gözlerimin sancısından

Kelimeler büyüyor mavzer

Şiirim oturacak o boğaza

Huysuz ama matrakça

Geçtiler az önce yanımızdan

Poetikalar politikalar

Bir takım zerzevat ve bir alay gösteriş ve riyalar

Gözümüze gözümüze sokulan ben de varımlar

Şairler de çeteler tutar 

Kongre konferans söyleşi ve iflas

         Gel beraber sırıtalım kameraların tadı başka

          Demedi deyin demeçler ben de diyorum bakın

         Sırça köşklerin kirası pahalı bayım

         Yeni bir şiir yazdım haydi havada kapın 

Ediyöryal mafya bang bang

Şiir öldü diyorlar duydunuz mu 

Hortlaksal şiir akımı vay be ne fiyakalı 


Hüseyin H. Arslan 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİR BAYRAM YAZISI

Bu yazıda bayramdan bahsedeceğim, umarım. “Umarım” diyorum çünkü “bayram” gibi bol çağrışımlı bir kavramı anlatmaya başladığınızda bu kavramın kelime anlamından başlayıp, eski ve yeni bayramlara, çocukluğumuzun bayramlarından çocuklarımızın bayramlarına, bayramların bireyler üzerindeki diriltici etkisinden bir toplumu ayakta tutan onarıcı gücüne, daha nelerden nelere atlamak ve bunları belli bir üslup ve ahenkle verebilmek haliyle çaba istiyor. Aslına bakarsanız bir bayram gününde eski bayramların tatlı hatıralarının izlerini dimağında hâlâ taşıyan, her bayram olduğu gibi bu bayramda da ruhu çocuksu bir neşe hisseden siz sevgili okurlarıma uzun uzadıya bayramın diyalektiğini yapmak oldukça gereksiz. Elbette yaşamak yazmaktan mühimdir.   Peki, ne yapmalı o zaman; yapmayı planladığı ziyaretleri tamamlamış, köydeki dededen kalma evinin balkonuna oturmuş ve bilgisayarı kucağına almış bir yazar olarak? Demlenen çayı içmemek gibi bir şey olur değil mi? Çayım yok ama olsun, iki satı...

YİTİRİLEN MAHALLE İRFANIMIZ

  Mostar Dergisi Ekim 2019 sayısında yayınlanmıştır. Cemil Meriç’in kültür ve irfan kavramlarına yüklediği anlam üzerinden düşünürsek; bugün bir şehir/mahalle kültürümüzün olduğunu söyleyebilirsek de, bir şehir/mahalle irfanımızın artık kalmadığını üzülerek belirtmek zorundayız. Çünkü batılı “kültür” kavramını “toplumun yaşayış ve düşünüş tarzı” anlamıyla ele alınca, kültürün zamanın ve algıların değişmesine göre değişebilir olduğunu kabul etmek durumunda kalırız. Buradan baktığımız zaman şehir/mahalle kültürünün, değişen zaman ve algılarla yeni bir şehir/mahalle kültürüne evrildiğini söyleyebiliriz.  Ancak irfan kavramının vahiyden doğduğu, zamanın ve algıların değişmesiyle değişmediği, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzını değil nasıl yaşaması ve düşünmesi gerektiği ifade ettiğinden, maalesef bugün bir şehir/mahalle irfanımızdan söz etmenin zor olacağını söylemek zorundayız.      Genel anlamda şehir, özel anlamda mahalle irfanı dediğimiz şey, bir...

SIRTINDA BİR ÜLKEYİ TAŞIYAN OTOBÜS: MAVİ KUŞ (Sosyolojik Açıdan Bir Okuma Denemesi)

  Edebi eserler, eser sahibinin yaşadığı toplumdan izler taşır. Bu durum en bireysel meseleler içeren yazınlar için de geçerlidir. Yazar, yaşadığı toplumun bir parçasıdır ve mutlaka ortaya çıkardığı eser bir ayna gibi yaşadığı toplumu yansıtır. İster toplumcu gerekçi olsun ister olmasın bu yansıma mutlaka vardır. Hele Mustafa Kutlu gibi hem başka hikâyeleri hem denemeleri ile insana, şehre, taşraya ve topluma ayna tutmaya çalışan bir yazarın eserlerinde topluma ait bu yansımalar bariz bir şekilde ortadadır. Denemeleri kadar hikâyeleri ile de toplumun hassas noktalarına temas eder. Kutlu’nun bu tavrı sebebiyle eserleri ciddi sosyolojik okumalar yapmayı da gerektirmektedir.  Bizim bu yazıda ortaya koymaya çalışacağımız tespitler, Mavi Kuş kitabının aynasında gördüğümüz sosyolojik yansımalardır. Bu tespitlerden bazılarının zorlama gibi algılanması muhtemeldir. Ancak bu zorlamaların metnin anlam genişliğini göstermesi bakımından eserin daha zengin okumalara fırsat verebileceğini d...