Ana içeriğe atla

BAK BENİ (ŞİİR)

 


BAK BENİ


Bak beni savaşa

Bak beni uçuruma

Demirden güller sunar bir takım adamlar

Uçan sihalar görelim sevdiğim haydi gel ufka 

Şiirde bir kılçık

Kaçık kelimeler devşir salıncaklardan

Bir şiir yaz hurda fiyatına alırlar elbet

Bak beni yadırga

Bak beni yaşat

Sarmaş dolaş bir intihar dünya düzdür

İnanmazsan öl de bak

Bir bardak pekmez iyi gelir çağın ağrısına

Haberler arası tost ile geçiştir kahvaltıyı

Kahve iç londra desenli bir kupadan

Teneffüslerde merdiven aşındır çıplak ayak

Bak beni mezar 

Bak beni taş ağıtlarla


Hüseyin H. Arslan 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YİTİRİLEN MAHALLE İRFANIMIZ

  Mostar Dergisi Ekim 2019 sayısında yayınlanmıştır. Cemil Meriç’in kültür ve irfan kavramlarına yüklediği anlam üzerinden düşünürsek; bugün bir şehir/mahalle kültürümüzün olduğunu söyleyebilirsek de, bir şehir/mahalle irfanımızın artık kalmadığını üzülerek belirtmek zorundayız. Çünkü batılı “kültür” kavramını “toplumun yaşayış ve düşünüş tarzı” anlamıyla ele alınca, kültürün zamanın ve algıların değişmesine göre değişebilir olduğunu kabul etmek durumunda kalırız. Buradan baktığımız zaman şehir/mahalle kültürünün, değişen zaman ve algılarla yeni bir şehir/mahalle kültürüne evrildiğini söyleyebiliriz.  Ancak irfan kavramının vahiyden doğduğu, zamanın ve algıların değişmesiyle değişmediği, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzını değil nasıl yaşaması ve düşünmesi gerektiği ifade ettiğinden, maalesef bugün bir şehir/mahalle irfanımızdan söz etmenin zor olacağını söylemek zorundayız.      Genel anlamda şehir, özel anlamda mahalle irfanı dediğimiz şey, bir...

BİR TAŞIN HİKÂYESİNİN HİKÂYESİ

Bir taşın hikayesini yazmak için nereden başlamalı? “Merhaba ben bir taşım, binlerce yıl önce oluştum ve yine binlerce yıldır buradayım.”  diye başlasam editör nasıl bir tepki verir acaba? Daha devamını okumadan “n’cık, geç!” deyip kapatır mı sayfayı? Yoksa “Bir taşım ben, volkanik menşeliyim, binlerce yıl önce, daha dünya yüzeyi yeni yeni şekillenirken volkanik bir patlama ile çıktım yeryüzüne, dünya soğudukça ben de soğudum katılaştım, üzerimden nice rüzgârlar esti, çok fırtınalar gördüm. Yağmurlar yağdı tepemden hatta bir zaman binlerce metreküp suyun içinde kaldım, çekildi sular sonra üzerimden, nice ağaçlar yeşerdi kökleri parçaladı bünyemi. Eridim toprak oldum ama taş halinde kaldı bir kısmım. Şimdi bir çölün ortasında kumların arasında dik bir kaya olarak bulunmaktayım.” diye başlasam sevgili editörün ilgisini uyandırabilir miyim? Bu sefer de “böyle bir giriş mi olur arkadaş, amma uzatmış.” mı der acaba? “Ben bir taşım Allah yarattı var oldum, şimdi onun bana verdiği bu r...

SIRTINDA BİR ÜLKEYİ TAŞIYAN OTOBÜS: MAVİ KUŞ (Sosyolojik Açıdan Bir Okuma Denemesi)

  Edebi eserler, eser sahibinin yaşadığı toplumdan izler taşır. Bu durum en bireysel meseleler içeren yazınlar için de geçerlidir. Yazar, yaşadığı toplumun bir parçasıdır ve mutlaka ortaya çıkardığı eser bir ayna gibi yaşadığı toplumu yansıtır. İster toplumcu gerekçi olsun ister olmasın bu yansıma mutlaka vardır. Hele Mustafa Kutlu gibi hem başka hikâyeleri hem denemeleri ile insana, şehre, taşraya ve topluma ayna tutmaya çalışan bir yazarın eserlerinde topluma ait bu yansımalar bariz bir şekilde ortadadır. Denemeleri kadar hikâyeleri ile de toplumun hassas noktalarına temas eder. Kutlu’nun bu tavrı sebebiyle eserleri ciddi sosyolojik okumalar yapmayı da gerektirmektedir.  Bizim bu yazıda ortaya koymaya çalışacağımız tespitler, Mavi Kuş kitabının aynasında gördüğümüz sosyolojik yansımalardır. Bu tespitlerden bazılarının zorlama gibi algılanması muhtemeldir. Ancak bu zorlamaların metnin anlam genişliğini göstermesi bakımından eserin daha zengin okumalara fırsat verebileceğini d...