Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

OSMANLI ÇARŞISI

Semerkand Dergisi Aralık 2019 Sayısında Yayınlanmıştır.  “Harama bakma, haram yeme, haram içme, sabırlı ve dayanıklı ol. Yalan söyleme. Büyüklerden önce söze başlama. Kimseyi kandırma. Kanaatkâr ol. Dünya malına tamah etme. Yanlış ölçme, eksik tartma. Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil ve kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol.”  Bu sözler size bir babanın evladına ya da bir hocanın talebesine nasihatleri gibi gelebilir ama esasen bunlar Ahî şeyhi ya da vekili tarafından kalfalıktan ustalığa geçenlere yapılan ilk tembihlerdir.  Bu tür bir nasihate Batılı hiçbir meslek örgütünde rastlayamazsınız. Çünkü böyle nasihat etme düşüncesi ancak “helal kazanç” kavramını ticaretinin ya da mesleğinin merkezine koymuş bir medeniyete mensup olanların şiarı olabilir. İki dünya, iki ahlâk Ortaçağ Avrupası’nda ticaret, dine rağmen yapılan bir iştir. Çünkü Hıristiyanlık’da yoksulluk övülüyor, ticaretin insa...

BİR ÇÖRTÜĞÜN HATIRLATTIKLARI

Çare Dergisi Güz 2019 sayısında yayınlanmıştır.        Serdar KORKMAZ'a Kaç yaşındaydım bilmiyorum ama şu kadar var ki eşeğin heybesine sığacak kadar küçüktüm onu iyi hatırlıyorum. Dedem beni eşeğin heybesine koyup bağa götürmüştü. Bağa varıp beni indirdiğinde ayaklarım uyuşmuştu, ayakta durmakta zorlanmıştım bir müddet.  Beni bir ağacın altına oturtup yarım bıraktığı ot biçme işine koyuldu. Bense şaşkın gözlerle etrafı izlemeye… Dedem yonca tarlasında tırpan sallıyordu ha bire, burnuma taze biçilmiş yoncaların kokusu geliyordu. Oturduğum ağacın hemen önündeki arktan kol kadar bir su akıyordu, etrafımda önce korktuğum sonra alıştığım envai çeşit böcek geziniyordu. Kıpır kıpırdı her şey; altında oturduğum ağacın dalları hafif hafif sallanıyordu, önümde akan su şırıldıyor, dedemin tırpanın biçtiği otlardan çıkan sesler kulağıma kadar geliyor, böcekler, karıncalar bile neredeyse bana seslerini duyurmaya çalışıyordu. Kuşları söylemiyorum bile, onlar daha ben ...

SADAKA TAŞLARINDAN SADAKA KUTULARINA HAYIR TOPLUMU OLMAK

Sadaka vermek, İslam toplumunun bir dinamiğidir. Hatta İslam toplumu olmak hayır toplumu da olmak demektir diyebiliriz. Hayır toplumu, sadaka verme ve sadaka alma eylemlerinin kurumsallaştığı bir toplumdur. Bu toplumda sadaka vermek; toplumu var kılan, ayakta tutan, zeminini sağlamlaştıran bir gereklilik ve gerçekliktir. İslam toplumu tarih sahnesine çıkardığı pek çok devletinde hayır toplumu olmayı doğal refleks olarak yaşamış ve zaman içerisinde de geliştirerek kurumsallaştırmıştır. Büyük Selçuklu ile belirginleşmeye başladığını iddia edebileceğimiz İslam toplumunda kurumsallaşmanın, hayır toplumu olma için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Bu gelişmenin Osmanlı Devleti ile zirveye ulaştığını biliyor ve Osmanlının oluşturduğu hayır toplumunun kuramsallaşmış yapılarının bugün bile hâlâ ayakta kalmış örneklerini görebiliyoruz. Osmanlı Devletinin bünyesinde gelişen hayır toplumu kavramının en önemli göstergesi elbette vakıflardır. Her türden sadakalarla varlığını devam ettiren...

YİTİRİLEN MAHALLE İRFANIMIZ

  Mostar Dergisi Ekim 2019 sayısında yayınlanmıştır. Cemil Meriç’in kültür ve irfan kavramlarına yüklediği anlam üzerinden düşünürsek; bugün bir şehir/mahalle kültürümüzün olduğunu söyleyebilirsek de, bir şehir/mahalle irfanımızın artık kalmadığını üzülerek belirtmek zorundayız. Çünkü batılı “kültür” kavramını “toplumun yaşayış ve düşünüş tarzı” anlamıyla ele alınca, kültürün zamanın ve algıların değişmesine göre değişebilir olduğunu kabul etmek durumunda kalırız. Buradan baktığımız zaman şehir/mahalle kültürünün, değişen zaman ve algılarla yeni bir şehir/mahalle kültürüne evrildiğini söyleyebiliriz.  Ancak irfan kavramının vahiyden doğduğu, zamanın ve algıların değişmesiyle değişmediği, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzını değil nasıl yaşaması ve düşünmesi gerektiği ifade ettiğinden, maalesef bugün bir şehir/mahalle irfanımızdan söz etmenin zor olacağını söylemek zorundayız.      Genel anlamda şehir, özel anlamda mahalle irfanı dediğimiz şey, bir...

BİR BAYRAM YAZISI

Bu yazıda bayramdan bahsedeceğim, umarım. “Umarım” diyorum çünkü “bayram” gibi bol çağrışımlı bir kavramı anlatmaya başladığınızda bu kavramın kelime anlamından başlayıp, eski ve yeni bayramlara, çocukluğumuzun bayramlarından çocuklarımızın bayramlarına, bayramların bireyler üzerindeki diriltici etkisinden bir toplumu ayakta tutan onarıcı gücüne, daha nelerden nelere atlamak ve bunları belli bir üslup ve ahenkle verebilmek haliyle çaba istiyor. Aslına bakarsanız bir bayram gününde eski bayramların tatlı hatıralarının izlerini dimağında hâlâ taşıyan, her bayram olduğu gibi bu bayramda da ruhu çocuksu bir neşe hisseden siz sevgili okurlarıma uzun uzadıya bayramın diyalektiğini yapmak oldukça gereksiz. Elbette yaşamak yazmaktan mühimdir.   Peki, ne yapmalı o zaman; yapmayı planladığı ziyaretleri tamamlamış, köydeki dededen kalma evinin balkonuna oturmuş ve bilgisayarı kucağına almış bir yazar olarak? Demlenen çayı içmemek gibi bir şey olur değil mi? Çayım yok ama olsun, iki satı...

2019 RAMAZAN GÜNLÜKLERİ

RAMAZAN GÜNLÜKLERİ-1 KUTLU MİSAFİR Kutlu bir aydır ki geldi dayandı kapımıza, kapımızı çalıyor misafirimiz. Ne güzel geldi, iyi ki geldi, hoş geldi; safa, huzur, saadet getirdi. Bizi arındırmaya, aklamaya geldi. Kulluğumuzu, hiçliğimizi; hiçliğimiz içindeki kıymetimizi hatırlatmaya geldi. Bizi eğitmeye, adam etmeye, insan kılmaya geldi. Peki gelmeyeydi, yılın hangi ayında ya da hangi gününde biz sadık bir asker misali emri ilahiyi bekleyecektik. Kalbimiz ne zaman yumuşayacak, hangi zaman adeta melekleşecektik. Hangi zaman açın açıktakinin halini bu kadar yakın hissedecektik. Hangi zaman elimiz cebimize gidecek de ötekini düşünecektik. Hangi zaman heyecanla sofralar kurup da ardından aslında her gün duyduğumuz ama işitmediğimiz o huzur çağrısını yüreğimiz pır pır ederek bekleyecektik. Bir yudum suyun, bir lokma ekmeğin kadrini kıymetini tüm vücudumuzla nasıl içten hissedecektik. Ya gelmeyeydi, iftar saatlerine yakın esen huzur meltemiyle dolup gözümüzden iki damla yaş da gel...